16 Şubat 2009 Pazartesi

Unutulmaz Maçlar - Anılar Real Madrid


Arkadaşlar ;Bu sene sonu yada hazırlıkların ufak tefek aksaklıklar yaşanırsa 2010 sezon ortasında "Ali Sami Yen " nam-ı diğer rakiplerin cehnnemi bizim ana kucagımız evimiz dediğimiz stadımıza veda edicez kısmetse..

3. Nisan . 2001
Cehennem - Don't Exit

Ekonomik imkanlar kısıtlı oldugundan ötürü sezon başında kophenag da uefa kupasını kaldırışımızı canlı izleyemeyişimizin bruklugu vardı üzerimizde. Klasik çarşamba - perşembe şampiyonlar ligi maçlarının heycanının yanına canımız ciğerimiz herşeyimiz Real madrid'imizi konuk etmenin şevki vardı. Ha yeneriz yeniliriz sorun değil ama alışıla gelmiş bi samimi muhasebemiz oldugundan pekte yabancı değildik kendilerine.
Bileti nasıl aldıgımız kısmı sansürliyerek geçiyorum (hak verirsinizki biletix gibi bi imkan yok) Biletleri cebimize koyduk 3 arkadaş ama etrafta çok farklı bir hava var herzamanki köfteci , lahmacuncu tıklım tıklım sanki maça giremesede orada bişey için bulunmak için gelinmiş bi organizasyonmuşcasına..
Ne zaman bu maçta olmanın haklı sevinci ve gururunu anlatıcak olsam cümleme muhakkak "Ben hayatımda.. " diye başlıyorum.
Ben hayatımda böyle arzulu bir Ali samiyen görmedim verdiğim okadar paranın karşılığını maçın başlamasına 1 saat oldugu halde girer girmez aldım.. Ayrıca uefanın boş merdiven her koltuga bir seyirci şeklindeki kuralı ise trajikomik halde, konserve edilmiş sardalya gibi ayakta bekleyen biz taraftarlarla hiç örtüşmemekte aksine m2 ye düşen seyirci sayısı 3-4 civarı değişmekteydi.
Şans bu ya atılan gollerin tamamı bizim bulundugumuz yeni açık tribünü önündeki kalede gerçekleşti, Ne acıdırki 30 küsürlerde helguera 40 larda makalele ile Real Madrid ! gibi bi takıma 0:2 geriye düşüyoruz. İlk devra 11-11 kişi olarak tamamlandı tamamlanmasına ama soyunma odasında artık herne olduysa oldu bizim takımın 14-15 kişi sahaya çıkmasına izin verildi. Gariptir tv'lerde izleyenlerle aynı görüşte değiliz!. Sahada 2 kişilik hasan şaş , 2 kişilik fatih akyel, 2 bazen 3 kişilik okan buruk vardı ondandırki farkli bir ilüzyon içerisindeydik .. gerisi malumunuz ..
Sallanan yeni açık .. Sagır eden tezahürat .. Aglamaktan hiç çekinmeyen babayiğitler ..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Biz en çok neyi sevdik ?

Oluyordur muhakkak..
Geriye dönüp baktıgımız ve sonrasında derin iç
çekişlerle " vay be oglum iki eşşek yaşına geldin artık neler neler geçti
hayatından nelere üzüldün nele.. " diye devam eden kendi, içses'imizle
konuşumamız. Sahi nehirin ortasındaki kaya gibi değilmiyiz sağımızdan solumuzdan
kimler geliyor kimler geçiyor.. Tıpkı o kaya gibi iki arpa boyu yol katedemiyor
üstüne üstelik saplanıp kalıyor ve bundan haz alıyorduk bu dere yatagından ana
kucagından, sürüklenipde gelmemiştik o alüvyonlar içine oradaydık hep.
Platonikti aslında bizimkisi nehire, karşılık beklemeden sevdik sevdik sevdik.
Ve sıfat, tümleç, zaman sarfı kullanmadık bu zaman diliminde sevgimize. Yalan
yok ben ençok Galatasarayı sevdim..
Elhamdürillah.