14 Şubat 2009 Cumartesi

Küfüre karşıyız hemde çok karşıyız..

Fırsat olmuyo uzunca bir zamandır ağız tadıyla çifte standartlar üzerine iki lafın belini kıramıyoruz .Etrafta görüyorum sivas maçı beri ümitin kırmızı kart görüş sebebini programlar konuşuyor, bunu fırsat bilen gazeteler hoplayıp zıplıyor, Onlarada " Lincoln sivasa gitmek istemedi!" tarzı varan1 varan 2 haberlerine bir yenisini eklemek istediğinden agızlarından akan salyaları görür gibiyim.

ÜZERİNE SU DAMLASI GELMİŞ DİYE

Neden kırmızı kart gördüğüm konusunda bir açıklama
bekliyorum. Ben niçin
kırmızı kart gördüğümü de bilmiyorum. Ben yardımcı
hakeme sordum ben sana küfür
ettim mi diye o da hayır dedi. Üzerine su
damlası gelmiş diye kırmızı kart
gördüm. Benim zaten hakemle bir işim yoktu.
Pozisyon olduktan sonra da orta
hakem maçın yardımcısına uymak zorunda
kaldı. Bir açıklama bekliyorum" diye
konuştu.

Maçı canlıda izledim tekrarlarınıda izledim ,tekrar da izledim motion flow da izledim iizlenebilcek her türlüsünü izledim, gündelik yaşamda terbiyeli olmadıgımdan ötürü argonun her türlüsünü iyi bilirim ama nedense ben ümitte küfür okuyamadım ,kendiside diyor kesinlikle etmedim diye, (edilse ettim der Bkz* ayhan hiç çekinmez).. haliyle hakemde maç esnasında buza bilmem naptı ayagıyla dürttü falan saçmalıyor anlıycagınız bişeyler baktiki tutmadı dışarda küfür muhabbeti çıkıyor. Gururuna yediremedi olacakki bayragın mandalından sinyal yapıyor hakemin kolunadaki titreşim cihazına (kırmızı kırmızııı diye kuduruyor resmen Bkz* Maraton ) ..Ozaman hepimiz arkamıza yaslanalım ve gurur nasıl incitilirmiş nası çifte standart olurmuş çakal carlos dan öğrenelim izninizle..

Roberto Carlos Hakeme duş

Oyüzden diyorumki ; küfüre karşıyız hemde çok karşıyız .. Aman küfür olmasında olan buz olsun be canım ?!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Biz en çok neyi sevdik ?

Oluyordur muhakkak..
Geriye dönüp baktıgımız ve sonrasında derin iç
çekişlerle " vay be oglum iki eşşek yaşına geldin artık neler neler geçti
hayatından nelere üzüldün nele.. " diye devam eden kendi, içses'imizle
konuşumamız. Sahi nehirin ortasındaki kaya gibi değilmiyiz sağımızdan solumuzdan
kimler geliyor kimler geçiyor.. Tıpkı o kaya gibi iki arpa boyu yol katedemiyor
üstüne üstelik saplanıp kalıyor ve bundan haz alıyorduk bu dere yatagından ana
kucagından, sürüklenipde gelmemiştik o alüvyonlar içine oradaydık hep.
Platonikti aslında bizimkisi nehire, karşılık beklemeden sevdik sevdik sevdik.
Ve sıfat, tümleç, zaman sarfı kullanmadık bu zaman diliminde sevgimize. Yalan
yok ben ençok Galatasarayı sevdim..
Elhamdürillah.